1933 yılında Uşak’ta doğdu. 1953 yılında İstanbul Teknik Okulu Makine Teknikerlik mezunu olup 1956 yılındaSTAATSTECHNIKUM KONSTANZ (ALMANYA) Makine Mühendisliği bölümünden yine aynı yıl eğitimini birlikte sürdürdüğü INSTITÜT SCWEİSSTECHNİK (Frankfurt) Almanya kaynak mühendisliği diploması aldı.
1958-1959 yıllarında yedek subay olarak askerliğini yaptı. 1958 yılında Vala Hanım ile evlendi. Vala Hanım 1938 doğumlu olup, kız enstitüsü mezunudur. Vala Hanım’dan iki çocuğu oldu.1964 yılından sonra sanayi ve ticaret hayatı içinde çalıştı. 1963 yılında bir yabancı sermaye ortaklığı olan Böhler Elektrot Fabrikasında Fabrika müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalıştı. 1967 yılında vana fabrikasını kurdu.1979 yılında İstanbul ve İzmir’de kurulan hassas döküm fabrikaları ile savunma, otomotiv, av ve tıp sanayiin ithalata dayalı hassas parçalarını üretmiştir.1980 yılında Halsan ve kalıp fabrikalarını kurmuştur. 1983 de ikinci elektrot fabrikası olan Silox ve Fromous fabrikaları faaliyete geçmiştir.1988 yılında Kıbrıs Magosa’da Gedik Havsan fabrikalarını kurarak faaliyet göstermiştir. Türk Sanayiine yaptığı bu olumlu katkılarının yanı sıra bir çok hayırsever işlerini medyasız ve reklamsız yapmaktadır.
Şöyle ki;
1993 yılında İstanbul Tuzla da özürlüler için Vala Gedik Okulu’nun inşaatını başlatarak 1994 Kasım’ında eğitim-öğretime açmış ve bundan sonra ek bina olarak 1996 yılında da atölye ve spor salonu binasını yaptırmıştır. 1997 yılında Uşak ilinde yine özürlülere yönelik Vala Gedik ilkögretim okulu ve iş okulunu yaptırmıştır. 2002 ylılnda ikinci işokulu binasını ve spor salonunu yaptırmıştır. Sanayiimizin başarılı ismi ve saygıdeğer Halil Gedik ve eşi Vala Gedik Hanımefendiye eğitim camiamız adına şükranlarımızı arz ederiz.
 |
Halil Gedik’le yapılmış bir röportajdan alıntı;
* Ön planda olmayı, yaptıklarını anlatmayı sevmeyen birisiniz. Kendinizi hayır için yaptırdığınız okullara adadığınızı duyuyorum.
Halil Gedik: Yaşım gereği, para kazanmaktan ziyade, para sarf etmek için uğraşıyorum. Zaman biraz değişiyor. İnsan bu tarafı da öbür tarafı da düşünüyor. Biz inançlı kimseleriz. Önceleri özürlü çocuklara Yakacık'ta yemek verirdik. Sonra kime yemek verdiğimizi merak ettik. Bir gün kendim gittim ve sefaleti gördüm. Sonra da özürlü çocuklar için okul yapmaya karar verdim. Yemek verdiğimiz okul küçüktü. Tuzla'da bir yer bulduk ve modern bir okul yaptık. Spor salonları, iş atölyeleri de yaptık. İşe bir kez girince de elimi ayağımı çekemedim. Böyle bir yeri Uşak'a da yapmak istedim ve daha da modern bir özürlüler okulunu oraya yaptık. Uşak tabii memleket olunca, bize büyük bir yer verdiler okul için. Biz de orada Anadolu Meslek Lisesi yaptık. Dışarıdan okumaya gelenleri de düşünerek 500 kişilik bir kız öğrenci yurdu yaptık. Sonra erkek talebe yurdu da yaptık.
* Kampüse dönüştürdünüz yani? Tam olmadı ama olacak. Başka da okullar yapacağız. Şimdi Afyon'daki üniversiteye bağlı bazı bölümler açılacak. Aslında bizi ilgilendirmiyordu ama hocalar gelip, Uşak'ta eğitim fakülteleri olmadığı için Uşak'ın bir üniversitesinin olmadığını Afyon'a bağlı olduğunu söylediler. Ben de onun üzerine eğitim fakültesinin binasını yapmaya başladım. Bu ders yılına yetiştireceğiz.
* İstanbul'da yaptırmakta olduğunuz okullardan da söz eder misiniz? Kurtköy'de yani fabrikaların olduğu yerde bir ilkokul vardı. Deprem nedeniyle boşaltılmıştı. Biz yapalım dedik ama sonra tabii iş bununla kalmadı. Proje büyüdü ve meslek lisesine dönüştü. İşte bu okulda bizim sektör için çok önemli bir bölüm olacak. Kaynakçılık dökümcülük bölümü yapılıyor. Bizi kaynakçı olarak dünya tanır. Bugün Allah'a şükür Türkiye'de değil, dünyada bir yerimiz var. Kaynak teli ve elektrodları yapımında Avrupa'da büyük firmayız. Bu yapacağımız okulda ileride çok iyi kaynakçılar ve dökümcüler çıkacak. Bu okullar normal klasik okullar olmayacak. Okullarda yetişen kaynakçılar yeterli değil. Çünkü imkanları o kadar. Ama biz iddialıyız, yaptırdığımız okulda okuyacak ve yetişecek kaynak ustaları, önemli tersanelerin arayacağı türden ustalar olacak. Aynı yerde başka projelerimiz de olacak. Bu okulun yüksek bölümünü yapmak için yani meslek yüksek okulunu da dahil etmek için Yıldız Üniversitesi'yle de anlaştık.
* Çalışmadan duramıyor musunuz? Benim hayatım çalışmak demek.
* Peki ya tatil? Aklıma gelirse, belki. Ama tatilde ne yapacağım, söyler misiniz bana? 15 dakika yüzsem yoruluyorum. Yani yetiyor bana.
* Bu kadar çalışmışsınız. Bir hayaliniz yok muydu, yaşlılığımda gerçekleştiririm dediğiniz? Bak şu pencereden dışarıya. Her taraf yemyeşil. Ben bahçıvanım. Her tarafta çiftliklerim var benim. Ağaç severim ben. Her yıl yüzlerce çam dikerim etrafa. 40 yıl önce işi ilk kurduğumda, fabrikanın bahçesine 100 çeşit gül dikmiştim ve herkes şaşırmıştı, iş yerinde çiçek olur mu diye. Şimdi bak etrafa herkes yapıyor, üstelik daha da iyisini. Demek istediğim bir sürü hobim var. Ama beni dinlendiren çalışmak. Ben sabah heyecanla kalkıyorum. Kafamda yeni bir fikir olmasa mutluluk duyamam. Kafamda mutlaka ya bir yatırım ya bir iş vardır. Yoksa ben ot gibi yaşayamam.
* Tam ticaret adamısınız? Ben bunu gördüm. 6 yaşından beri bakkallık yaptım. Babamın dükkanında. Bahçıvanlık yaptım. Türkiye'de ilk defa ben yaptım bu tahsili. Makine mühendisliğini okuduktan sonra kaynak mühendisliği okudum.
* Doğrudan tüketiciye bir satışınız yok diye isminiz çok bilinmiyor olabilir ama etrafa baktığımızda ya da gördüğümüz her demirin kaynağında var mısınız? Neredeyse! İstanbul Boğaz Köprüsü'nün kaynaklarında bizim elektrodlar kullanıldı örneğin. Biliyorsunuz demirin uhusu gibidir kaynak, olduğu her yerde kullanılır. Biz Türkiye'de en büyüğüz. Kaynak teli üretiminde çok iddialıyız. Avrupa'da ise ilk üçe giriyoruz. Alman ortağımız var. Günde 100 ton üretimimiz var ve büyük bir kısmı da ihraç ediliyor. Toyota'ya, Tofaş'a, Mercedes'e yani otomotiv fabrikalarına kaynak telini de biz veriyoruz.